Hücre...
Uzayıp duran sakalıma yabancıyım
Yabancıyım uğuldayan kuş seslerine
Ve hiç bir çiçeğin adını bilmiyorum
Tılsımında zehirleniyorum zamanın
Ve hiç bir kahramanım yok artık
Günlerdir çırılçıplak bedenim
Hiç bir ses yok
Gece yok
Hep ötemde duruyor gençliğim
Gözlerim hep karanlık
Med-cezir zamanları denizin
Ve yağmurlar başlamak üzre
Tenim ıslak ve çürümüş,
Tırnaklarım yok yerinde
Dipsiz ihanetler hazırlanıyor adıma
Ve ben yabancıyım gövdeme
Gülüşüme yabancıyım
Günlerdir uzayıp duruyor sakalım
Ve hiç bir çiçeğin adını bilmiyorum
Veysi Atlı.
bir martıyı ağlattın iste
bir çocuk garanti intihar eder artık
kütür kütür küfrediyor gece imanıma
bir yaprak kırılıp suya düşüyor
su yaralanıyor su kanıyor şelale!
ah nasıl titredim tensiz
bir piyanist büküldü sanki
kesişen ayrışık doğrular gibi
çarpışıverdim yüzünle. Yüzün
öyle düzgün suna bir el yazısı
yüzün yüzüme aksedince
yüzün ayna alnımda
yüzün uzun hüzünlü bir alınyazısı!
bitmemiş bir ömrün yalanısın
sen: kabuslarımın tabiri
çocukluğumun arta kalanısın!
öldüreceğim kendimi dudaklarınla
dudakların etle, şehvetle seferber
sen! bana inen son kutsal kitap
son fakir yatır
son aciz peygamber!
bir martıyı ağlattın iste
bir çocuk garanti intihar eder artık
KÜÇÜK İSKENDER...
ay farzındayım
tırnaklarımın arasına dünya birikti
kimseye koyduğum ad da yok
ve bu gece
ilçeyken il oluveriyor yalnızlığım
elinden tutup yeğeni acıyı
parkta gezdiren bir dayı gibiyim
her yanımda jilet yaraları
annem ölmüş bunu babam yeni söylüyor
telefon kulübelerine yaslanıp ağlıyorum
neden aramadım ben hiç seni
ama neden ben seni,
kaçarken sise takılmış ellerim hep kopmuş
kokuşmuş içimde daha dün gebermiş serseri
....
tedavisi mümkün değil bu hırçın tutkunun
denize, balığa hükmeden kaptanken bir de hele,
ayrılık, bir kedinin gözünün kanlanması
artık mümkün değil aşka müdahale!
küçük iskender...
Ayrılık sanrısı
Giden ve kalan arasında
Gidip gelen
Bir labirent
Ayrılık denilen
Ve çözümünü
Zamanda bulan
Bir yalnızlık duygusu
O kadar da çekilmez olmazdı yalnızlıklar,
son umut ışığı da sönmemiş olsaydı eğer.
Bu kadar da ısıtmazdı belki de bahar güneşleri,
her kaybedişin ardından hayat yeniden başlamasaydı eğer.
Kahvaltıdn da önce sigaraya sarılmak şart olmazdı belki de,
dev bir özlem dalgası meydan okumasaydı eğer
Evet Sevgili,
Kim özlerdi avuç içlerinin ter kokusunu,
kim uzanmak isterdi ince parmaklarına,
mazilerinde görkemli bir yaşanmışlığa tanıklık etmiş olmasalardı eğer!!
Öyle çabuk geçiyor ki günler
Hele sen de bir bak hayatına.
Daha dün doğmuşuz sanki
Yeni okula başlamışız
Yeni sevmişiz
Öyle çabuk geçiyor ki günler
Hele sen de bir bak hayatına
Yarın bitecek sanki her şey
Yarın ölecek gibiyiz.
Daha doymamışız yaşamasına
Günlerimiz dün bir, bugün iki
Sakın bir şey bırakma yarına
Yarın yok ki.
ÖZDEMİR ASAF
Haykıran kargalar
Darmadağın uçuşuyor kente doğru:
Neredeyse yağacak kar
Yeri yurdu olanlara ne mutlu!
Donmuş kalakaldın,
Hanidir gözlerin arkada!
Boşuna kaçışın, ey çılgın,
Kıştan uzaklara!
Dilsiz ve soğuk binlerce çöle
Açılan bir kapıdır dünya!
İnsan senin yitirdiğini yitirse
Bir yerlerde duramaz bir daha!
Sen şimdi solgun, sarı
Kış gurbetlerine lanetli,
Hep soğuk gök katlarını
Arayan bir duman gibi.
Uç git kuş, söyle ezgini
Issız çöl kuşlarının sesiyle!
Göm, gizle, ey çılgın, kanayan kalbini
Buzların, alayların iç
Ulaşılacak bir amaç vardır ama yol yoktur.. demişsin,,bence amaca kilitlendikçe insan bazen yoldan çıkabiliyor,,oysa amaç değil mi yolu çekici ve anlamlı kılan.......Milletvekili olmaksa amacın ankara yolunu seveceksin demiş birileri,,yani yol güzeldir,yol amacın bölünmüş halidir,, vs,,,,arkadaşa eklediğin için tşkr
Ulaşılacak bir amaç vardır ama yol yoktur... Kararsızlıklarımıza, duraksamalarımıza yol adını takarız...”
(...Franz Kafka):)
yazıkki yaşanmış ömürden sayacaklar...aşksız,şarapsız gam içinde yanmayı..hayyam emice demiş valla..